DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 974,661
BIST 2443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Anamızın Ak Sütü Gibi: TÜRKÇEMİZ

Özlem Kardelen Özkartav
Merhaba, ben Özlem Kardelen Özkartav. 20 yaşındayım. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler birinci sınıf öğrencisiyim. İstanbul’da yaşıyorum. Uzun süredir siyaset, tarih ve edebiyat alanlarında okumalar yapıyor ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Araştırmalarımda özellikle Türk siyaset ve tarihini odak noktası olarak seçiyorum. Gelecekle ilgili birçok planım var. Bunlardan birisi akademik hayatımı sürdürerek akademisyen olmak ve gelecek nesillere, kendi bilgi birikimime katkı sağlamaktır. Bir diğeri ise kendi alanımla ilgili olan bir sivil toplum kuruluşunda ya da bakanlıklarda görev almaktır.

Bir milletin kendi bağrından çıkarıp yeşerttiği, büyüttüğü ve yaşattığı biricik eser dilidir. Dillerine işgal, dini inançların değişimi, birçok farklı nedenle sahip çıkamayan milletler, kendi benliklerini de yitirir; başka milletlerin boyunduruğu altına girer, zamanla bu milletlerin içerisinde de eriyerek yok olurlar. Örneğin Fransızlar Lübnan ve Cezayir gibi ülkeleri sömürgesi altına aldığında bu coğrafyadaki insanların önce dilini değiştirmiş, onlara Fransızcayı öğretmiştir. Bu ülkelerde dilin değişimi milli benliği de ortadan kaldırmıştır. Bununla beraber Fransız Devrimi sonrasında dünyanın genelinde ve hatta Osmanlı’da daha revaçta olan Fransızca, Cezayir ve Lübnan gibi ülkelerde hala evrensel bir dünya dili olarak algılanmaktadır. Bir başka diğer örnek de Avrupa’daki şimdinin Fransız, İngiliz ve İspanyollarının yani eski Kelt kavimlerinin eğitim dillerinin Romalılar eliyle Latinleştirilmesidir. Dilleri çok büyük oranda değişen, kendini Roma ve Greklerin devamı olarak tanımlayan -aslında Kelt kavimlerine mensup olan- bu topluluklar tarih boyunca hiçbir zaman tek bir devlet kuramamışlar hep ayrı kavimler olarak yaşamışlardır.

Yaşadığımız günlerden tam tamına 745 sene önce 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey, Konya’da bir ferman çıkarmıştı: “Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşmayacak.” Bu ferman yüzyılların tozlu sayfalarını aşıp gelen derin ve ağır bir sorumluluğun ışığını taşımaktadır çünkü yaşadığımız çağda bir asra yakındır Türkçeyi ‘’bayağılaştırma’’ ve ‘’İngilizleştirme’’ siyaseti uygulanmaktadır. Milletin meclisinden memleketin en ücra kasabasındaki bakkalına kadar her yerde İngilizce lakırdılara maruz bırakılmaktayız. Milletvekili değil parlamenter, doğrudan değil direkt, yönerge değil direktif, özgül değil spesifik, çözümleme değil analiz, dolaşım değil sirkülasyon… Peki, Türkçemiz ‘’anamızın ak sütü gibi helal’’ iken neden İngilizce? Bana göre bunun en derininde yatan neden, uzun zamandır Türk milletinin üzerinde Batı’ya karşı oluşturulan geri kalmışlık ve eziklik algısıdır.

Yıllardır siyasetçiler ve birtakım aydın geçinen insanlar yüzünden Batılılaşma kavramı Türk kültürünü ve hatta dilini kaldırmak olarak algılanmış, şekilcilikten ibaret kalmıştır. Nasıl olsa Batı’nın daha ileri daha medeni olduğu dayatılmış, Türkiye’de misyoner okullarının, yabancı basın organlarının, filmlerinin ve ürünlerinin teşvikiyle beraber eğitimin de içi boşaltılmış Türk milleti hedefsiz ve umutsuz bir topluma dönüştürülmüştür. Yani ‘’Aman canım, nasıl olsa yapılmışı var!’’ mantığıyla varını yoğunu hatta ruhunu bile dışarıdan ithal edenler Batı’nın dilini de kültürünü de ithal etmiştir. Aynı zamanda var olmayan eğitim sistemi bile bunun üzerine inşa edilmiştir. Mantık, felsefe, matematik, tarih gibi derslerin müfredatının rezaletinden bahsetmeden yabancı dil konusuna değinecek olursak çocuklara neredeyse ilkokuldan itibaren lise sona kadar İngilizce eğitimi verilir. Bu da yetmezmiş gibi üniversitede hazırlık okutulur, dahası bazı bölümlerin tamamı dört sene boyunca İngilizce derslerden oluşur fakat yine de İngilizce öğretilemez. En acı yanı da bu öğrencilerin kendi dilinde konuşmaya, anlamaya ve yorum yapmaya da yabancılaşmasıdır.

Buraya kadar anlattığımız her şeyin sonunda birileri, hepinizin kesinlikle duyduğu şöyle bir söz eder: ‘’Efendim, İngilizce evrensel bir dil olmuştur, öğrenmek şarttır. Çocuklarımız cahil mi kalsın?’’ Öncelikle evrensel dil diye bir şey yoktur, her milletin kendi dili vardır ancak ülkeler arasında Oktay Sinanoğlu hocanın da tabiriyle ‘’telgraf dili’’ denilen bir dil olabilir. Bu bir zaman Fransızca bir zaman Latince idi. Şimdi ise İngilizce yaygın olarak kullanılıyor fakat bu ‘’evrensellik’’ kavramı karşılıklı bir iş değilse dayatmadan ve sömürüden, istismardan ibarettir. Dahası bir dili öğretmek ya da kültürlü nesiller yetiştirmek için ne öğrencileri yıllarca süründürmeye ne de Türk kültüründen ve değerlerinden mahrum bırakmaya gerek yoktur.

Konunun genelinde İngilizce üzerinden gitmemize rağmen İngilizceden Türkçeye geçen sözcük sayısı; Arapça, Fransızca ve Farsça gibi dillerden geçen sözcük sayısından daha azdır. Bu yüzden, aslında en temel sorun bir sözcüğün Türkçede karşılığı olduğu halde yabancı dildeki karşılığını kullanma, Türkçesinin unutmaya yüz tutmasına neden olma sorunudur. Yabancı sözcüklerle bir söz öbeği yaratmayı çok matah bir şey sanıp Anadolu ağzını alaya alanlar unutmasınlar ki yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan Yunus Emrelerin, Karacaoğlanların, Pir Sultan Abdalların Türkçesi Türk milletine öğüt niteliğindedir. Bu öğüdü yeterince kavrayamayanlar kendi dilinden, dininden, kültüründen ve özgürlüğünden de vazgeçmiş olurlar.

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Asya dedi ki:

    Çok güzel olmuş eline sağlık

  2. Taha SOLMAZ dedi ki:

    Ciddi anlamda etkileyici bir yazı olmuş, günümüzde insanların İngilizce kelimeler kullanmayı elitlik sanıyor öz benliğini kaybediyor Özlem hanım doğru bir konuya değinmiş kendisine teşekkür ederim yazdıklarından dolayı

  3. Songül Özkartav dedi ki:

    Oldukça aydınlatıcı olmuş dilimiz bizim kültürümüzü öz benliğimizi ortaya çıkarır,milletleri oluşturan şeydir.Emeğine sağlık…

  4. canberk dedi ki:

    Cok haklısınız hanım efendi

hack forum hacker sitesi instagram hesap çalma hack forum hack forum hack haber Cami Halısı cami halısı ilbet destek kocaeli escort casino siteleri vdcasino giriş vdcasino vdcasino vdcasino betexper casino siteleri gaziantep escort gaziantep escort kayseri escort escort izmir bahis forumu