DOLAR 8,754
EURO 10,3906
ALTIN 495,67
BIST 1391,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Gök Gürültülü

Karamollaoğlu, gündemi değerlendirdi

Karamollaoğlu, gündemi değerlendirdi
REKLAM ALANI
11.03.2021
36
A+
A-

Karamollaoğlu şu ifadelerde bulundu:

Bildiğiniz üzere Miraç Kandili; Peygamber Efendimiz’in(s.a.v)  Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gitmesi ve oradan da göğe yükselişi manasına gelmektedir.

ARA REKLAM ALANI

Bu mucize, İslam anlayışında ve tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

İnancımız açısından böyle bir öneme sahip olan, Miraç Kandili’nin tüm insanlığa saadet, barış ve huzur getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, sizlerin ve tüm kardeşlerimizin Miraç Gecesi’ni tebrik ediyorum.

Miracın Bugün Manası, Kudüs’ün Özgürlüğü’dür

Bugün şüphesiz Miraç hadisesinden çıkarılacak yüzlerce ders bulunmaktadır. Ama ben burada bu derslerden bir tanesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Miraç demek; Mescid-i Aksa demek, Kudüs demektir. Fakat bugün Kudüs ne yazık ki; İsrail’in, yani Siyonizm’in pençesi altında kıvranmaktadır.

Unutmayalım ki; Kudüs, bizim ilk kıblemizdir!

Bugün BOP dâhilinde Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmak isteyenler bilsinler ki; Kudüs bir İslam şehridir ve bir İslam şehri olmaya da devam edecektir.

Biz, Siyonizm’in, yaşadığımız bölge üzerindeki emellerini idrak etmeden bu bölgede ne bir tedbir almamız ne de bu bölgede huzurun sağlanması mümkün değildir.

İsrail, ırkçı bir anlayışa sahiptir.

Bizim tarihi hadiseleri değerlendirirken yaklaşık son 120 yılda yaşanan gelişmelere dikkat etmemiz gerekmektedir.

İlk adım 1897 yılında Tedoerl Herz tarafından atılan adımdır. Sonra Skyes-Pıcot Anlaşması; resmen adım adım ilerlemişlerdir.

İsrail’in, 2.Dünya Savaşı’nın sonları 1947-1948 yıllarına kadar süreçte nasıl kurdurulduğunu iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Ve ne yazık ki o tarihlerde İsrail’i ilk tanıyan İslam ülkesi Türkiye olmuştur.

Şimdilerde bu bölgeyi yeniden kan gölüne çevirmek istiyorlar. Yaşanan son gelişmeler de bizi endişeye sevk etmektedir.

Büyük Ortadoğu Projesi İşlemeye Devam Ediyor

Bu noktada bir konuya daha temas etmekte fayda görüyorum.

Daha birkaç gün önce ABD Ortadoğu’ya nükleer silah taşıyabilen 2 bombardıman uçağı daha gönderdiğini açıkladı. CENTCOM’dan yapılan açıklamada B-52H bombardıman uçaklarına İsrail’in eşlik ettiği de söylendi.

Şimdi hepinize sormak istiyorum, ABD attığı bu adımlarla neyi amaçlıyor? Bu gelişmeler hiç de hayra alamet değildir. Nereyi bombalayacak bu uçaklar?

Bu sorunun cevabını vermek ve o cevabı anlamak coğrafyamızda yaşanan olayların ne mahiyette seyrettiğini anlamak olacaktır.

Çünkü bugün içinde bulunduğumuz problemlerin birçoğu bununla alakalıdır, bu durumun da temelinde Büyük Ortadoğu Projesi vardır.

Büyük Ortadoğu Projesini anlamak pek çok şeyi de anlamak manasına gelmektedir. ABD’nin yeni başkanın atmış olduğu bu son adım da BOP’un tıkır tıkır işlediğinin bir başka somut örneğidir.

Bu konuda en uyanık olması gereken ülke Türkiye olmalıdır. 50 yıldır bu konuyu dile getiren Milli Görüş Hareketi’dir, Erbakan Hocamız yıllarca bunu dile getirdi.

Ama bugün ne yazık ki İslam Birliği’nin adı var ama başka bir şeyi yok! D-8, maalesef kurulduğuyla kaldı, bugün varlığıyla yokluğu arasında bir fark yok!

ABD ile İsrail’i ‘stratejik müttefik olarak’ görürseniz; bu meseleleri çözemezsiniz, ülkeyi de bölgeyi de felakete sürüklersiniz.

Kutuplaştırma Devam Ediyor

Özellikle son zamanlarda iki konudaki şiddet bizi endişelendiriyor ve üzüyor.

Birincisi; gazetecilere karşı şiddet.

Ne yazık ki; gazetecilere ve düşünürlere karşı peş peşe saldırılar oluyor.

2019’da 34 gazeteciye, 2020 yılında da 17 gazeteci saldırıya uğramış.

Birkaç gün evvel de Levent Gültekin’e bir saldırı oldu. Hemen şuna ifade edeyim, Levent Gültekin’in son zamanlardaki değerlendirmelerinin hiçbirisine katılmıyorum.

Ama fikrini dile getirdi diye bir saldırı yapılıyorsa; o saldırının da karşısında olduğumu herkesin bilmesini isterim.

Fikir ve düşünce hürriyetini tahakküm altına almaktan büyük kötülük olmaz!

Herkes fikrini söylemekte serbest olmalıdır. Fikre karşı sopayla, saldırıyla, korkutarak verilmemelidir.

Düşünemeyenler, düşünme yetisi olmayanlar ancak şiddetle karşılık verirler!

Bu saldırıyı kınıyorum, ümit ediyorum ki bir an evvel bu şiddet ortamı son bulur.

Voltaire’in bir sözü var; “düşüncelerine katılmıyorum ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar savunurum.”

Bizim anlayışımızda da bu vardır; inancımızda zorlamanın yeri yoktur.

Kadına Şiddet’in Karşısındayız

İkincisi ise; bugün Türkiye’de üzülerek ifade etmek istiyorum ki, kadına şiddet gün geçtikçe artmaktadır.

Kadınlar sokak ortasında şiddete maruz kalmaktadır, bu konuda ortaya çıkan tablo iç karartıcı. Bakınız sadece 2020 yılında 300 kadın katledildi, 171 kadının ölümü kayıtlara şüpheli olarak geçti. Geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre kadınların %68 en büyük problemlerinin şiddet olduğunu belirtti.

Kadın cinayetleri ve kadına şiddet bugün ülkemizin kanayan yarasıdır. Bu kanayan yarayı durdurmak için bizler elimizden geleni yapmaya hazırız.

Biz bu ülkede artık kadına şiddet, taciz ve kadın cinayetleri haberlerini duymak istemiyoruz.

Annelerimizin, eşlerimizin, kızlarımızın güvende ve geleceğinden emin bir şekilde yaşaması için, çalışma ve eğitim hayatı başta olmak üzere diğer tüm alanlarda gerekli düzenlemeleri yapmak mecburiyetindeyiz.

Sadece kanun yaparak, hukuki düzenlemelerle bu konuların düzelmesi mümkün değildir; toplum hayatımızda, eğitimimizde, TV programlarında gerekli adımlar atılmalıdır.

Tedbirler alınırken, yanlış yollara da girilmemelidir.

Bu mücadeleyi verirken de; aile mefhumu korunmalı, kadına şiddete karşı alınacak önlemler kendi kadim değerlerimize dayalı, önce ahlak ve maneviyat temelli olmalıdır.

Bugün kadına şiddet konusunda yaşanan şiddetin temelinde ortaya konan yanlış teşhislerin de payı olduğu unutulmamalıdır. İnancı, önemsememiz gerekiyor.

Yazarların, düşünürlerin, sosyologların, psikologların, sosyo-psikologların bir araya gelerek çözümler üretmesi gerektiğini düşünüyorum.

Akl-ı selimle yaklaşmamız gerekiyor bu konuya.

Aile mefhumu, annelik-eşlik kavramı göz ardı edilmemelidir.

Ekonomik sıkıntıların da bu konularda tetikleyici olduğu unutulmamalıdır.

Ekonomi Rakamlarla Oynayarak Düzelmez

Zannediyorlar ki; “ekonomi iyi” deyince, ekonomi düzelir.

Rakamlarla oynarak, kurumların başındakileri sık sık değiştirerek ekonomi düzelmez!

Üretime ve istihdama odaklanmazsanız, bu ülkenin sorunlarını çözemezsiniz.

İşsizlik rakamları ile oynayarak ekonomi iyi havası oluşturamazsınız.

Türkiye’nin Acı Gerçeği Faiz

Muhterem arkadaşlar, ülkemizin yaşadığı problemlere de ayrıca temas etmek istiyorum.

Ne yazık ki yine can yakıcı bir tablo ile karşı karşıyayız.

Tüm dünyada faizler sıfıra inmiş ama bizde faiz oranları ve giderleri sürekli artıyor.

Bakınız; Hazine ve Maliye Bakanlığı 2021 yılının Ocak ve Şubat aylarında 32.5 milyar lira faiz ödemesi yaptı.

2020 yılının ilk iki ayı sonunda 20.4 milyar lira, 2019 yılının aynı döneminde ise toplam 21.3 milyar lira faiz ödemesi yapılmıştı.

İki ayda ödenen faiz %50’den fazla artmış! Böyle gittiğii takdirde Türkiye borca esir olur.

Adeta bu ülkenin kaynakları, tüyü bitmemiş yetimin hakkı faiz lobilerine aktarılıyor.

Faiz belasından kurtulmamız ve finans kuruluşlarımızın yatırımlara faizsiz kredi verebilecek konuma getirmek için yapısal olarak dönüştürmemiz gerekir.

Çözüm Önerilerimiz

İçinde bulunduğumuz ekonomik çıkmaza karşı burada Saadet Partimizin çözüm önerilerini sizlere aktarmak istiyorum;

• Öncelikle şeffaf olmak ekonomilerde çok önemlidir. İhaleler yapılırken hassas davranılmalıdır.

İşte Zafer Havalimanı! Zerre kadar kalbinde Allah korkusu olan buna müsade etmez! Garibanın sırtına nasıl yüklediniz bu yükü!  Cenâb-ı Hakk’a bunun hesabını nasıl vereceksiniz bunu siz düşünün!

• Ekonomideki yatırımcıları ve diğer aktörleri korumak için finansal piyasalarda uygun düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

• Bankacılık sisteminde kredi/mevduat arasındaki farkı kapatacak bir fon kurulmalı, kredi/mevduat oranı sorunlu olan bilançolar düzeltilerek, şeffaflık arttırılmalıdır.

• Bankacılık sektörünün güvenilir ve şeffaf olmasına dikkat edilmeli, bankacılığın dışında oluşturulacak kredi ve teminat sistemi ile şirketlerin ve yatırımların gelişmesine uygun yeni metotlar geliştirilmelidir.

• Reel sektörün finansman ihtiyacını düşük maliyetle karşılamasına yönelik adımlar atılmalı, farklı nitelikteki finansal araçlar kullanıma sunulmalı, borç yükü altındaki işletmelerin kârlı ve verimli bir yapıya kavuşması tesis edilmelidir.

OSTİM Ziyareti

Geçtiğimiz haftalarda OSTİM’e bir ziyaret gerçekleştirdim; bürokratken teşvik belgesini de ben vermiştim 1975 yılında.

Çok övmek istemiyorum, başlarına bir şey gelmesin diye; ama gördüğüm manzara beni çok memnun etti.

Üniversite-sanayi iş birliğini çok güzel tesis etmişler.

Metrobüs üretmişler, %100 yerli, mükemmel bir araç.

Yurt dışında bazı belediyelere de vermişler ama ne hikmetse iktidardan bir kere bunlara teşekkür duydunuz mu?

Bugünki iktidar, ülkenin problemlerini çözmüyor; sadece göz boyuyor.

İnsanın konuştuğu lafa bakılmamalı, ürettiği esere bakılmalıdır.

Kandil’le başladık, biraz üzüntü ve heyecanla konuşmamızı tamamladık. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Umarız, siyasiler birbirinin düşmanı değil, farklı fikirlerine saygı gösteren bir anlayışla yaklaşır.

Böyle olursa ülkemize huzur gelir. Saadet Partisi olarak, bu konuda biz çok temel prensiplere sahibiz.

Bildiğiniz üzere Miraç Kandili; Peygamber Efendimiz’in(s.a.v)  Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gitmesi ve oradan da göğe yükselişi manasına gelmektedir.

Bu mucize, İslam anlayışında ve tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

İnancımız açısından böyle bir öneme sahip olan, Miraç Kandili’nin tüm insanlığa saadet, barış ve huzur getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, sizlerin ve tüm kardeşlerimizin Miraç Gecesi’ni tebrik ediyorum.

Miracın Bugün Manası, Kudüs’ün Özgürlüğü’dür

Bugün şüphesiz Miraç hadisesinden çıkarılacak yüzlerce ders bulunmaktadır. Ama ben burada bu derslerden bir tanesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Miraç demek; Mescid-i Aksa demek, Kudüs demektir. Fakat bugün Kudüs ne yazık ki; İsrail’in, yani Siyonizm’in pençesi altında kıvranmaktadır.

Unutmayalım ki; Kudüs, bizim ilk kıblemizdir!

Bugün BOP dâhilinde Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmak isteyenler bilsinler ki; Kudüs bir İslam şehridir ve bir İslam şehri olmaya da devam edecektir.

Biz, Siyonizm’in, yaşadığımız bölge üzerindeki emellerini idrak etmeden bu bölgede ne bir tedbir almamız ne de bu bölgede huzurun sağlanması mümkün değildir.

İsrail, ırkçı bir anlayışa sahiptir.

Bizim tarihi hadiseleri değerlendirirken yaklaşık son 120 yılda yaşanan gelişmelere dikkat etmemiz gerekmektedir.

İlk adım 1897 yılında Tedoerl Herz tarafından atılan adımdır. Sonra Skyes-Pıcot Anlaşması; resmen adım adım ilerlemişlerdir.

İsrail’in, 2.Dünya Savaşı’nın sonları 1947-1948 yıllarına kadar süreçte nasıl kurdurulduğunu iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Ve ne yazık ki o tarihlerde İsrail’i ilk tanıyan İslam ülkesi Türkiye olmuştur.

Şimdilerde bu bölgeyi yeniden kan gölüne çevirmek istiyorlar. Yaşanan son gelişmeler de bizi endişeye sevk etmektedir.

Büyük Ortadoğu Projesi İşlemeye Devam Ediyor

Bu noktada bir konuya daha temas etmekte fayda görüyorum.

Daha birkaç gün önce ABD Ortadoğu’ya nükleer silah taşıyabilen 2 bombardıman uçağı daha gönderdiğini açıkladı. CENTCOM’dan yapılan açıklamada B-52H bombardıman uçaklarına İsrail’in eşlik ettiği de söylendi.

Şimdi hepinize sormak istiyorum, ABD attığı bu adımlarla neyi amaçlıyor? Bu gelişmeler hiç de hayra alamet değildir. Nereyi bombalayacak bu uçaklar?

Bu sorunun cevabını vermek ve o cevabı anlamak coğrafyamızda yaşanan olayların ne mahiyette seyrettiğini anlamak olacaktır.

Çünkü bugün içinde bulunduğumuz problemlerin birçoğu bununla alakalıdır, bu durumun da temelinde Büyük Ortadoğu Projesi vardır.

Büyük Ortadoğu Projesini anlamak pek çok şeyi de anlamak manasına gelmektedir. ABD’nin yeni başkanın atmış olduğu bu son adım da BOP’un tıkır tıkır işlediğinin bir başka somut örneğidir.

Bu konuda en uyanık olması gereken ülke Türkiye olmalıdır. 50 yıldır bu konuyu dile getiren Milli Görüş Hareketi’dir, Erbakan Hocamız yıllarca bunu dile getirdi.

Ama bugün ne yazık ki İslam Birliği’nin adı var ama başka bir şeyi yok! D-8, maalesef kurulduğuyla kaldı, bugün varlığıyla yokluğu arasında bir fark yok!

ABD ile İsrail’i ‘stratejik müttefik olarak’ görürseniz; bu meseleleri çözemezsiniz, ülkeyi de bölgeyi de felakete sürüklersiniz.

Kutuplaştırma Devam Ediyor

Özellikle son zamanlarda iki konudaki şiddet bizi endişelendiriyor ve üzüyor.

Birincisi; gazetecilere karşı şiddet.

Ne yazık ki; gazetecilere ve düşünürlere karşı peş peşe saldırılar oluyor.

2019’da 34 gazeteciye, 2020 yılında da 17 gazeteci saldırıya uğramış.

Birkaç gün evvel de Levent Gültekin’e bir saldırı oldu. Hemen şuna ifade edeyim, Levent Gültekin’in son zamanlardaki değerlendirmelerinin hiçbirisine katılmıyorum.

Ama fikrini dile getirdi diye bir saldırı yapılıyorsa; o saldırının da karşısında olduğumu herkesin bilmesini isterim.

Fikir ve düşünce hürriyetini tahakküm altına almaktan büyük kötülük olmaz!

Herkes fikrini söylemekte serbest olmalıdır. Fikre karşı sopayla, saldırıyla, korkutarak verilmemelidir.

Düşünemeyenler, düşünme yetisi olmayanlar ancak şiddetle karşılık verirler!

Bu saldırıyı kınıyorum, ümit ediyorum ki bir an evvel bu şiddet ortamı son bulur.

Voltaire’in bir sözü var; “düşüncelerine katılmıyorum ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar savunurum.”

Bizim anlayışımızda da bu vardır; inancımızda zorlamanın yeri yoktur.

Kadına Şiddet’in Karşısındayız

İkincisi ise; bugün Türkiye’de üzülerek ifade etmek istiyorum ki, kadına şiddet gün geçtikçe artmaktadır.

Kadınlar sokak ortasında şiddete maruz kalmaktadır, bu konuda ortaya çıkan tablo iç karartıcı. Bakınız sadece 2020 yılında 300 kadın katledildi, 171 kadının ölümü kayıtlara şüpheli olarak geçti. Geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre kadınların %68 en büyük problemlerinin şiddet olduğunu belirtti.

Kadın cinayetleri ve kadına şiddet bugün ülkemizin kanayan yarasıdır. Bu kanayan yarayı durdurmak için bizler elimizden geleni yapmaya hazırız.

Biz bu ülkede artık kadına şiddet, taciz ve kadın cinayetleri haberlerini duymak istemiyoruz.

Annelerimizin, eşlerimizin, kızlarımızın güvende ve geleceğinden emin bir şekilde yaşaması için, çalışma ve eğitim hayatı başta olmak üzere diğer tüm alanlarda gerekli düzenlemeleri yapmak mecburiyetindeyiz.

Sadece kanun yaparak, hukuki düzenlemelerle bu konuların düzelmesi mümkün değildir; toplum hayatımızda, eğitimimizde, TV programlarında gerekli adımlar atılmalıdır.

Tedbirler alınırken, yanlış yollara da girilmemelidir.

Bu mücadeleyi verirken de; aile mefhumu korunmalı, kadına şiddete karşı alınacak önlemler kendi kadim değerlerimize dayalı, önce ahlak ve maneviyat temelli olmalıdır.

Bugün kadına şiddet konusunda yaşanan şiddetin temelinde ortaya konan yanlış teşhislerin de payı olduğu unutulmamalıdır. İnancı, önemsememiz gerekiyor.

Yazarların, düşünürlerin, sosyologların, psikologların, sosyo-psikologların bir araya gelerek çözümler üretmesi gerektiğini düşünüyorum.

Akl-ı selimle yaklaşmamız gerekiyor bu konuya.

Aile mefhumu, annelik-eşlik kavramı göz ardı edilmemelidir.

Ekonomik sıkıntıların da bu konularda tetikleyici olduğu unutulmamalıdır.

Ekonomi Rakamlarla Oynayarak Düzelmez

Zannediyorlar ki; “ekonomi iyi” deyince, ekonomi düzelir.

Rakamlarla oynarak, kurumların başındakileri sık sık değiştirerek ekonomi düzelmez!

Üretime ve istihdama odaklanmazsanız, bu ülkenin sorunlarını çözemezsiniz.

İşsizlik rakamları ile oynayarak ekonomi iyi havası oluşturamazsınız.

Türkiye’nin Acı Gerçeği Faiz

Muhterem arkadaşlar, ülkemizin yaşadığı problemlere de ayrıca temas etmek istiyorum.

Ne yazık ki yine can yakıcı bir tablo ile karşı karşıyayız.

Tüm dünyada faizler sıfıra inmiş ama bizde faiz oranları ve giderleri sürekli artıyor.

Bakınız; Hazine ve Maliye Bakanlığı 2021 yılının Ocak ve Şubat aylarında 32.5 milyar lira faiz ödemesi yaptı.

2020 yılının ilk iki ayı sonunda 20.4 milyar lira, 2019 yılının aynı döneminde ise toplam 21.3 milyar lira faiz ödemesi yapılmıştı.

İki ayda ödenen faiz %50’den fazla artmış! Böyle gittiğii takdirde Türkiye borca esir olur.

Adeta bu ülkenin kaynakları, tüyü bitmemiş yetimin hakkı faiz lobilerine aktarılıyor.

Faiz belasından kurtulmamız ve finans kuruluşlarımızın yatırımlara faizsiz kredi verebilecek konuma getirmek için yapısal olarak dönüştürmemiz gerekir.

Çözüm Önerilerimiz

İçinde bulunduğumuz ekonomik çıkmaza karşı burada Saadet Partimizin çözüm önerilerini sizlere aktarmak istiyorum;

• Öncelikle şeffaf olmak ekonomilerde çok önemlidir. İhaleler yapılırken hassas davranılmalıdır.

İşte Zafer Havalimanı! Zerre kadar kalbinde Allah korkusu olan buna müsade etmez! Garibanın sırtına nasıl yüklediniz bu yükü!  Cenâb-ı Hakk’a bunun hesabını nasıl vereceksiniz bunu siz düşünün!

• Ekonomideki yatırımcıları ve diğer aktörleri korumak için finansal piyasalarda uygun düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

• Bankacılık sisteminde kredi/mevduat arasındaki farkı kapatacak bir fon kurulmalı, kredi/mevduat oranı sorunlu olan bilançolar düzeltilerek, şeffaflık arttırılmalıdır.

• Bankacılık sektörünün güvenilir ve şeffaf olmasına dikkat edilmeli, bankacılığın dışında oluşturulacak kredi ve teminat sistemi ile şirketlerin ve yatırımların gelişmesine uygun yeni metotlar geliştirilmelidir.

• Reel sektörün finansman ihtiyacını düşük maliyetle karşılamasına yönelik adımlar atılmalı, farklı nitelikteki finansal araçlar kullanıma sunulmalı, borç yükü altındaki işletmelerin kârlı ve verimli bir yapıya kavuşması tesis edilmelidir.

OSTİM Ziyareti

Geçtiğimiz haftalarda OSTİM’e bir ziyaret gerçekleştirdim; bürokratken teşvik belgesini de ben vermiştim 1975 yılında.

Çok övmek istemiyorum, başlarına bir şey gelmesin diye; ama gördüğüm manzara beni çok memnun etti.

Üniversite-sanayi iş birliğini çok güzel tesis etmişler.

Metrobüs üretmişler, %100 yerli, mükemmel bir araç.

Yurt dışında bazı belediyelere de vermişler ama ne hikmetse iktidardan bir kere bunlara teşekkür duydunuz mu?

Bugünki iktidar, ülkenin problemlerini çözmüyor; sadece göz boyuyor.

İnsanın konuştuğu lafa bakılmamalı, ürettiği esere bakılmalıdır.

Kandil’le başladık, biraz üzüntü ve heyecanla konuşmamızı tamamladık. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Umarız, siyasiler birbirinin düşmanı değil, farklı fikirlerine saygı gösteren bir anlayışla yaklaşır.

Böyle olursa ülkemize huzur gelir. Saadet Partisi olarak, bu konuda biz çok temel prensiplere sahibiz.

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bigunhaber.com Beyaz Haber Ajansı üyesidir.
hacker sitesi hack haber cami halısı ilbet destek kocaeli escort mobil ödeme ile bahis vdcasino giriş vdcasino gaziantep escort