DOLAR 8,551
EURO 10,1637
ALTIN 496,592
BIST 1413,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak

Nedeni kalıcı körlük yapabilen ‘glokom’ olabilir

Nedeni kalıcı körlük yapabilen ‘glokom’ olabilir
REKLAM ALANI
08.03.2021
42
A+
A-

Bu nedenle kimi şikayetleri yaşa bağlı sorunlar olarak görüp yeterince üzerinde durmuyoruz. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra görmede keskinliğin azalması, bulanıklık ve gözde kızarıklık gibi belirtiler de normal şikayetler olarak görülüp dikkate alınmadığı için kalıcı körlüğün temel nedenlerinden biri olan glokom hastalığının tanısında da geç kalınıyor. Halk arasında “karasu” hastalığı olarak bilinen ve göz tansiyonu olarak tanımlanan glokomun çeşitli türleri bulunuyor. Ancak en sık görüleni 40 yaş sonrası ortaya çıkan ‘açık açılı’ glokom. Özellikle ailesinde glokom öyküsü bulunan kişilerin ‘sinsi’ ilerleyen bu hastalığa karşı daha hassas olmaları gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Can Üstündağ, “Hiçbir yakınması olmasa bile 40 yaşından itibaren herkesin yılda bir kez göz muayenesi yaptırması gerekiyor. Ailesinde glokom hikayesi olanlar başta olmak üzere, risk grubunda yer alan kişilerin rutin muayeneye başlamaları çok önemli.” diyor.

Genellikle ‘sinsi’ ilerliyor 

Göz içi sıvısını dışarı boşaltmaya yarayan kanallarda tıkanıklıklar oluşması gözde basıncın yükselmesine neden oluyor. Yükselen göz içi basıncı görme sinirine zarar veriyor. Sonuç olarak kalıcı görme kaybına yol açabilen glokom hastalığı gelişmiş oluyor. 40 yaş üstündeki her yüz kişiden 2’sinde açık açılı glokoma rastlanıyor. Bu oran 70 yaş üzerinde yüzde 5’e ve 80 yaşından sonra ise yüzde 7,3’e yükseliyor. Glokomun bu türü genellikle belirti vermeden ilerliyor. Daha nadir görülen dar açılı ya da kriz tipi glokomlarda ise ağrı, ışığa bakıldığında renkli hareler, yükselen göz tansiyonuna bağlı şiddetli göz ağrısı, görmede bulanıklık, mide bulantısı ve kanlanma olabiliyor. Belirtilerin de kimi zaman yaşa bağlı sorunlar olarak görülüp önemsenmediğini kaydeden Prof. Dr. Can Üstündağ, “Oysa bu belirtiler durumun ne kadar acil olduğunu gösteriyor. Çünkü hızlıca tedaviye başlanmazsa kalıcı görme kaybı gelişebiliyor. Erken belirti vermeyen açık açılı glokomda ise görme alanı yavaş yavaş daraldığı için kişi genellikle hastalığın farkında olmuyor. Görme kaybı geliştiğinde glokom tedavisi maalesef yeniden görmeyi sağlamıyor” diyor.

ARA REKLAM ALANI

Her yıl göz muayenesi şart

Peki, belirti vermeyerek kalıcı görme kaybına neden olabilen kronik açık açılı glokomdan korunmak için ne yapılmalı? Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Can Üstündağ, yıllık göz muayenesinin aksatılmaması gerektiğini vurgulayarak, şu uyarılarda bulunuyor: “Her hastalıkta olduğu gibi glokomda da bir risk grubu var. Ailesinde glokom hikayesi olanlar, düşük ya da yüksek tansiyon hastaları, miyop sorunu olanlar, göz yaralanması geçirenler, uzun süreli kortizon kullananlar, migreni olanlar ve diyabet hastaları bu grupta yer alıyorlar. Bu kişilerin her yıl göz muayenesi olması gerekiyor. Risk grubunda olmayan kişilerin de yıllık göz muayenelerine 40 yaşından sonra başlamaları çok önemli.”

Göz muayenesinde glokom tanısı için tonometre adı verilen bir aletle göz içi basıncı ölçülüyor. Muayenede hastanın göz dibine bakıldığını ve sinirlerin incelendiğini anlatan Prof. Dr. Can Üstündağ, “Eğer gerek görülürse görme siniri ve sinir lifi tabakasının incelenmesi için daha ileri tetkikler de uygulanabiliyor.” diye anlatıyor.

Tedaviyle hasarın ilerlemesi önleniyor

Glokom tedavisi, hastalığın seyrine göre “damla, ilaç ve cerrahi” yöntemleri üzerinden ilerliyor. Sık rastlanan açık açılı glokomun başlangıç tedavisinde damlaların kullanıldığını anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Can Üstündağ, şu bilgileri veriyor:

“Tedavide amaç; gözün içindeki sıvı üretimini azaltmak, bunun yanı sıra kanallardan da sıvı çıkışını artırmak, böylece göz tansiyonunu düşürmek ve göz sinirine olası hasarı engellemek. Damla tedavisinin yeterli olmadığı ya da görme siniri hasarının damla tedavisine rağmen ilerlediği durumlarda lazer ve cerrahi yöntemler kullanılıyor. Tüm bu yöntemler ne yazık ki kaybedilen görme alanını geri getiremiyor. Yani tedaviyle ancak mevcut görme yetisi korunabiliyor ve hasarın ilerlemesi önleniyor.”

Glokomun kriz tiplerinde başlangıçta lazer tedavisi kullanıldığını daha sonra ilaç ve cerrahi yöntemlere başvurulduğunu dile getiren Prof. Dr. Can Üstündağ, “Doğuştan göz tansiyonu görülen durumlarda ise ilk tercih çoğunlukla cerrahi oluyor. Cerrahi yöntem yetersiz kalırsa tedaviye ilaç ile devam ediliyor.” diyor.

İri gözlü çocuklara dikkat

Glokom yetişkin hastalığı gibi görünmekle birlikte bebeklerde de ortaya çıkabiliyor. Özellikle iri gözlü bebeklerin glokom riski açısından kontrol edilmeleri gerekiyor. 10 binde bir rastlanan doğumsal glokomun yanı sıra yaşamının ilk yıllarında katarakt ameliyatı geçiren çocukların da risk altında olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Can Üstündağ, “Bebeklerin gözleri elastik olduğu için, basınç yükseldiği zaman göz küresi büyümeye başlıyor. Bu nedenle iri gözlü oluyorlar. Aileler çocuklarının gözlerinin iri olduğunu fark ettiklerinde mutlaka uzmana başvurmalılar.” diye konuşuyor.

 

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bigunhaber.com Beyaz Haber Ajansı üyesidir.
hacker sitesi hack haber cami halısı ilbet destek kocaeli escort mobil ödeme ile bahis vdcasino giriş vdcasino vdcasino vdcasino betexper gaziantep escort