DOLAR 18,8386
EURO 20,2068
ALTIN 1131,214
BIST 4930,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

TAM BAĞIMSIZLIK KAVRAMI

Özlem Kardelen Özkartav
-Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Öğrencisi (3/5); Siyaset, Tarih, Edebiyat; Türk Siyaseti, Türk Tarihi

Bağımsızlık Unsuru ve Dönüşümü

Tarihin ilk medeniyetlerinden bu yana bir uygarlığın varlığını sürdürebilmesi için en önemli unsur bağımsızlığını ve egemenliğini koruyabilme yetisi olmuştur. Bu bağımsızlık kimi zaman askeri güçle kimi zaman tarımsal, üretimsel güçle kimi zaman da önemli kaynaklara sahip olma gücü ile bağlantılıydı. Burjuva sınıfının, rönesans ve reformun, sanayi devriminin ortaya çıkışından önce bir krallığın ve imparatorluğun tam bağımsızlığa sahip olması çok daha kolaydı. İnsan nüfusunun azlığı ve insan yaşamına verilen değer ve bakış açısı günümüze nazaran fazla bir üretimi gerektirmiyor, bir imparatorluk veya derebeylik ekonomik açıdan rahatlıkla kendine yetebiliyordu. Devletler arası ticaret ve bağımlılık, seri üretim ve ulaşım kolaylıkları günümüzdeki gelişmişlik düzeyinde değildi. Diplomasi ve uzlaşma anlayışı gelişmemiş, tüm devletleri kapsayan uluslararası anlaşmalar veya bağlayıcı sözleşmeler oluşturulmamıştı fakat sonrasında sömürülerin ve kapitalizmin ortaya çıkışı tam bağımsızlık kavramını kökünden etkiledi. Dünyadaki güç algısı ve dengeleri değişmiş, demokrasi kavramı ortaya çıkmış, monarşiler yıkılırken yerine cumhuriyetler kurulmaya başlanmıştı. Peki tam bağımsızlıktan anlaşılması gereken tam olarak neydi?


Tam Bağımsızlık Nedir, Mümkün Müdür?


Tam bağımsızlık, bir ülkenin sadece siyasi bağımsızlığından vücuda gelmeyen aynı zamanda onun ekonomik, sosyal, askeri ve kültürel her alanda yabancı bir unsurun ya da devletin etkisini, baskısını kabul etmeden karar alma erkinin ve egemenliğinin tümünün kendisinde toplanması durumudur. Günümüzde tam bağımsızlığın kapitalist bir dünyada var olamayacağını, bağımlılık durumunun normal olduğu söyleyenler de vardır. Her ülkenin ticari ve askeri olarak birbiriyle alış-veriş içerisinde olması veya Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO gibi kurumların bağlayıcılığı bu duruma kanıt olarak gösterilmektedir. Fakat burada göz ardı edilen şey ülkeler arasındaki bu ilişkilerin mütekabiliyet ya da diğer bir deyişle denklik esasına uygun olup olmadığına bakmaktır. İki farazi ülke üzerinde düşünelim. Eğer; taraflardan birisi kendi halkıyla ilgili hayati bir karar alırken öteki ülkeye çeşitli yollardan bağlıysa, devletlerden birisi kendi ekonomik durumu ya da atılımları hakkında yabancı devlete ya da yabancı şirketlere göre ekonomisine şekil veriyorsa, iki ülke arasında anlaşmazlıklar olduğunda bir taraf borçlu olmasıyla ya da onu etkileyecek ambargolarla beraber kendi iç işleriyle ilgili dayatmalara maruz kalıyorsa bu durumda ciddi bir bağımlılık söz konusudur. Ve bu tür bağımlılıklar iddia edildiği üzere her ülke arasında mevcut değildir. Gelişmemiş, sömürgeleştirilmiş ve onların hamiliğini yapan ülkeler arasında mevcuttur. Günümüz dünyasında gelişmemiş pek çok ülkenin siyasi birliği, kendi bayrağı, marşı, dili mevcuttur. Fakat ekonomik olarak bir gelişmişlik yakalayamadıkları ya da kaynakları başka devletler tarafından sömürüldüğü için siyasi anlayışları ve yönetimleri de biçimsiz, tutarsızdır. Ne zaman yönetimdeki eksiklikleri düzeltmek isteyen ve kalkınmayı destekleyen yöneticiler gelecek olsa bahsettiğimiz hamiler tarafından darbeler ya da yapay kahramanlar ile engellenir, sindirilirler çünkü sömürülen bir ülkede gelişimin ortaya çıkması demek hâkim ülkenin kolay yollardan elde edebileceği kaynakların, ticari hasılatın ortadan kalkması demektir Ortadoğu’da, Vietnam’da veya Latin Amerika’da yaşanan karmaşayı kısaca bu şekilde tanımlayabiliriz. Bu ülkelerde değişim için topyekûn bir halk hareketi gerekir ki bu da var olan toplumun yaşayış kültürüyle ve ulus bilincinin gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılıdır.


Kısaca Bağımsızlık Savaşımız ve Lozan’ın Önemi


Dünyadaki tam bağımsızlık ve istiklal mücadelesine gösterilebilecek en büyük örneklerden birisi de bizim Kurtuluş Savaşımızdır. Yüzyıllarca dünyaya meydan okumuş Osmanlı İmparatorluğu, son dönemlerinde tamamıyla kapitülasyonların, kısıtlamaların ve iflasın boyunduruğu altındaydı. Artık ekonomik ve askeri gücüne sahip olamayışı siyasi sahnede de güçlü olmasını engelliyordu. Osmanlı Coğrafi Keşiflerden sanayi devrimine kadar her alanda dünya devletlerinden geri kalmış, seri üretim ve değişim rüzgarını yakalayamamıştı. Ekonomik ve askeri alandaki bu eksiklik imparatorluğun sonunu hazırlamıştı. Devletin tam bağımsızlığı yok olmuştu. Kurtuluş savaşı ve milli mücadelemizin de temel amacı, sadece düşmanı vatan toprağından atmak değil aynı zamanda her alanda tam bağımsızlığımızı yeniden tesis etmekti. Milletimiz türlü zorluklarla, bazen kendi içindekilere rağmen de olsa emperyalizme karşı topyekûn savaşmış, özgürlüğünü korumuştur. Fakat Atatürk vatan savunmasının ve istiklal savaşının yalnızca askeri mücadeleyle eksik ve kısa ömürlü kalacağını biliyor, bu yüzden siyasi, mali, iktisadi, adli ve kültürel alanlarda da tam bağımsızlığı istiyordu. Nitekim Lozan görüşmeleri, İtilaf Devletleri imtiyaz ve kapitülasyonlardan bir türlü vazgeçmek istemedikleri için uzun sürmüştü. Türk heyeti ise er meydanında kazandığından masada taviz vermemekle mükellefti. Atatürk, eğer taviz verirsek askeri ve siyasal bağımsızlığa rağmen bir kuşak sonra mahvolmaya mahkûm olacağımızı şöyle anlatıyor: “Biz sulh istiyoruz!’ dediğimiz zaman, ‘İstiklal-i tam istiyoruz.’ dediğimizi herkesin bilmesi lazımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır. On sene, yirmi sene sonra zelilâne ölmekten ise şimdiden şeref ve haysiyetle ölmeyi müreccah görmeliyiz.” Lozan, Türk heyetinin ve Atatürk’ün mücadelesiyle Türkiye’nin bir asırdan fazladır boğazına sarılmış ekonomik, adli ve kültürel boyunduruklardan kurtulmasında kapitülasyonların kaldırılmasında, milli bütünlüğün sağlanmasında ve diğer devletler ile her alanda tam eşitliğinin denkliğinin tanınmasında yegâne unsurdur

YORUMLAR

  1. Kadir batlat dedi ki:

    Çok iyi yazı

  2. Atakan Çelik dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş.Kalemine sağlık

  3. Hamiyet dedi ki:

    Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi bağımsızlığı olmayan bir millet,başka ülkelerin altında ezilmeye mahkumdur.yaziniz ve yarumlariniz teşekkür ederiz.

  4. Songül Özkartav dedi ki:

    Ulus olmanın tek yolu tam bağımsız Türkiye 👏👏👏

hack forum hacker sitesi instagram hesap çalma hack forum hack forum hack haber bahis forum muğla escort fethiye escort bodrum escort marmaris escort göcek escort fethiye escort Cami Halısı cami halısı cami halısı gaziantep escort gaziantep escort kayseri escort escort izmir irc forum bedava hesaplar bahis forum deneme bonusu deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler maltepe escort erbaa escort